05 Haziran 2006

ÖMÜR GEDİK RÖPORTAJI

-Sinema yazarı / eleştirmeni olma fikri nerden geldi?

Üniversitede okurken seçmeli derslerde sinemayı tercih ederdim. Ayrıca okul sonrası İngiltere'de ksıa bir süre sinema kursuna gittim. Türkiye'de ise TURSAK Sinema Seminerleri'ni bitirdim. Ama ben işe sinema yazarı olarak değil, gazeteci olarak başladım. 15 yıllık gazeteciyim. Önce Hürriyet'in kültür sanat sayfalarında yazıyordum, şimdi ise sadece sinema üzerine yazıyorum. İki yıldır da televizyonda Sinema programını hazırlıyor ve sunuyorum. Ve işimi gerçekten çok seviyorum.

-Yazılarınızı çok sık okuyorum ayrıca “Sinema” programınızı da izliyorum. Genellikle filmlere hep iyi yönünden bakıyorsunuz…

Evet. Kişisel olaarak iyimser bir insanım. Olayları iyi tarafından ele almayı tercih ederim. Sanırım bunun bir etkisi oluyor filmlere bakışımda.Ayrıca her filmde gerçekten de sevdiğim bir şeyler oluyor. Bir de sinema sektörünün gelişmesi açısından insanların daha çok sinemaya gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Sinemaya gitmenin alışkanlık haline gelmesi, vazgeçilemez olması en büyük dileğim.

-Her filmin galasına davet ediliyor musunuz?

Evet. Sinema yazarları filmleri sabah yapılan özel gösterimlerde izliyor. Bunun haricinde her Türk filminin galasına da ayrıca davet ediliyoruz.

-Çok beğenip 3-4 kere izlediğiniz bir film var mı?

Evet. David Fincher'ın Seven filmini bir kaç kez izledim.

-Çok sevdiğiniz yönetmen, film veya bir aktör var mı?

Sevdiğim yabancı yönetmenler çok fazla. Türkiye'de ise Çağan Irmak, Ezel Akay'ın ve rahmetli Atıf Yılmaz en sevdiklerim arasında. En sevdiğim oyuncular ise Brad Pitt, Clive Owen, Rachel Weisz, ve Türkiye'den Haluk Bİlginer.

-Herkes sinama yazarı olabilir mi? Belli bir bakış açısı var mı sinema yazarı olmak için? Mesela siz ne mezunusunuz?

Sinema yazarı olabilemk için ille de sinema okumak gerekmiyor. Türkiye'nin en bilinen ve en iyi sinema yazarlarından Atilla Dorsay mimar örneğin. Ben ise Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyurm. Dediğim gibi sinema üzerine dersler aldım ama sanırım bu işin özünde sinemayı sevmek ve bıkıp usanmadan takip etmek gerekiyor. Üniversitede romam ve tiyaro oyunları üzetine analizler yaptıım için belki ben biraz avantajlı sayılabilirim ama sinemayı sevmeseydim bu hiç bir şey ifade etmezdi.
HAZİRAN AYI FİLMLERİ
HAZİRAN AYI FİLMLERİ
Eternal Sunshine of the Spotless Mind – Sil Baştan
Gösterim Tarihi26 Mayıs 2006
YönetmenMichel Gondry
Görüntü YönetmeniEllen Kuras
Yapım2003, ABD , 108 dk.
OyuncularJim Carrey (Joel Barish) ,Kate Winslet (Clementine Kruczynski) , Kirsten Dunst (Mary) , Tom Wilkinson (Dr. Howard Mierzwiak) , Elijah Wood (Patrick) , Mark Ruffalo (Stan) , David Cross (Rob)
Bir düşünün ;çok aşık olduğunuz sevgilinizden ayrıldınız , acı çekiyorsunuz ve teknoloji size bir imkan sunuyor. Ona dair tüm anılarınız siliniyor, dolayısıyla ortada acı kalmıyor. Ne yapardınız? İşte Eternal Sunshine of the Spotless Mind – Sil Baştan bunun üzerine bir film ve Jim Carrey ile Kate Winslet olayın tarafları.
2 yıl önce gösterime giren ve büyük beğeni toplayan film ülkemizde ancak vizyon şansı buluyor. Filmin ana fikri “unutma”, filmi ülkemize getirenlerin de başına geldi herhalde (!) 2005 Oscar’larında en iyi senaryo ödülünü alan Sil Baştan, Winslet’e de adaylık getirmişti. Charlie Kaufman’la yazdığı senaryoyu yöneten Michel Gondry’nin bu olağanüstü filmini kaçırmayın. Ayın en güzel sürprizi!

Transamerica
Gösterim Tarihi9 Haziran 2006
YönetmenDuncan Tucker
Görüntü YönetmeniStephen Kazmierski
Yapım2005, ABD , 103 dk.
OyuncularFelicity Huffman (Bree Osbourne) , Kevin Zegers (Toby) , Fionnula Flanagan (Elizabeth) , Elizabeth Peña (Margaret) , Graham Greene (Calvin) , Burt Young (Murray) , Carrie Preston (Sydney)
Desperate Housewives ile tanıyıp hayranı olduğumuz Felicity “Lynette” Huffman’ın başrolünde harikalar yarattığı Transamerica ayın en iyi filmlerinden. Kadın olmaya son bir ameliyatı kalan Bree aldığı telefonla bir oğlu olduğunu öğrenir. Çocuk Bree’nin erkek olarak girdiği ilk ve tek cinsel ilişkinin ürünüdür. Bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalan kahramanımızın oğluyla yaptığı uzun bir yolculuğu ve birbirlerini keşfetmelerinin yürek buran öyküsünü ilk filmine imza atan Duncan Tucker yönetiyor.Görünüşü,jest ve mimikleriyle Huffman bir erkeğin bedenine hapsolmuş kadını inanılmaz bir performansla perdeye taşıyor. Oscar adayı olan oyuncu kesinlikle bu ödülün sahibi olmalıydı diyor ve kendisine gönül Oscar’ımızı sunuyoruz!

C.R.A.Z.Y.

TürDram
Gösterim Tarihi2 Haziran 2006
Görüntü YönetmeniPierre Mignot
Yapım2005, Kanada
OyuncularMichel Côté (Gervais Beaulieu) , Marc-André Grondin (Zachary Beaulieu) , Danielle Proulx (Laurianne Beaulieu) , Pierre-Luc Brillant (Raymond Beaulieu) , Maxime Tremblay (Christian Beaulieu)
1970’lerin Montreal’inden bir büyüme öyküsü anlatan C.R.A.Z.Y. Kanada’nın bu yıl ki Oscar adayı idi. 4 erkek kardeş ve babadan oluşan “sert ve kaba” bir erkek topluluğu ile yaşayan ve kız gibi (!) bir oğlan olan Zac tanrı yerine David Bowie’ye tapar, makyaj yapmaktan hoşlanır ve rock tutkunudur. Zac’ın yer yer hüzünlü yer yer gırgır öyküsü hepinizi etkilerken Bowie, Pink Floyd, Stones hayranları daha bir keyiflenecek. Film İstanbul Festivali’nin galalar bölümünde gösterilmiş ve çok beğenilmişti.

Peindre Ou Faire L’Amour – Mutluluğun Resmi

TürKomedi
Gösterim Tarihi2 Haziran 2006
Görüntü YönetmeniChristophe Beaucarne
Yapım2005, Fransa , 100 dk.
OyuncularSabine Azéma (Madeleine Lasserre) , Daniel Auteuil (William Lasserre) , Amira Casar (Eva) , Sergi López (Adam) , Philippe Katerine (Mathieu) , Hélène de Saint-Père (Julie) , Sabine Haudepin (Suzanne)

Otuz yıllık evli bir çiftin yeni satın aldıkları kır evlerinde komşularının sayesinde değişen yaşamlarını anlatan Peindre Ou Faire L’Amour – Mutluluğun Resmi geçen yıl Fransa’nın Cannes’daki Altın Palmiye adayıydı. Festivalin en cüretkar filmi olarak adlandırılan ve “eş değiştirme” mevzusuna gırgır bir açıdan bakan filmde Fransız sinemasının iki usta oyuncusu Sabine Azema ve Daniel Auteuil yer alıyor. Keyifli dakikalar için!

Failure to Launch- Düş Yakamızdan
Gösterim Tarihi9 Haziran 2006
YönetmenTom Dey
Görüntü YönetmeniClaudio Miranda
Yapım2006, ABD , 97 dk.
OyuncularMatthew McConaughey (Tripp) , Sarah Jessica Parker (Paula) , Zooey Deschanel (Kit) , Justin Bartha (Ace) , Bradley Cooper (Demo) , Terry Bradshaw (Al) , Kathy Bates (Sue)
Sarah Jessica Parker’ı özleyenlere müjde! Sevgili Carrie’miz bu ay Failure to Launch- Düş Yakamızdan ile sinemalarda. 35 yaşına gelmiş bir erkek olan Tripp halen anne ve babasıyla yaşamaktadır. Bu durumdan çok sıkılan anne-baba oğullarını ayartması için Paula ile anlaşır. Yakışıklı aktör Matthew McConaughey ile şahane Kathy Bates’ınde rol aldığı film ayın eğlenceliği.

The Constant Gardener – Arka Bahçe

TürGerilim / Dram
Gösterim Tarihi2 Haziran 2006
SenaryoJeffrey Caine , John Le Carré (Kitap)
Görüntü YönetmeniCésar Charlone
Yapım2005, Almanya / İngiltere , 129 dk.
OyuncularRalph Fiennes (Justin Quayle) , Daniele Harford (Miriam) , Danny Huston (Sandy) , Hubert Koundé (Arnold Bluhm) , Richard McCabe (Ham) , Gerard McSorley (Sör Kenneth Curtiss) , Rachel Weisz (Tessa Quayle)

Geçtiğimiz yıllarda Tanrıkent ile hepimizi şaşkına çeviren Brezilyalı yönetmen Fernando Meirelles’in başarısının Hollywood tarafından tescillenmesi (!) yani hemen bir Amerikan yapımının kamera arkasına geçmesi kaçınılmazdı. Bu yılın Oscar töreninde hamile olarak karşımıza çıkan Rachel Weisz’e En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü getiren The Constant Gardener – Arka Bahçe, Brezilyalı yönetmenimizin ilk Hollywood işi. Ralph Fiennes’ın başrolünde olduğu film gerilimle siyaseti harmanlayan yazar John Le Carre’ın ülkemizde Bahçıvan adıyla yayınlanan kitabından uyarlanmış, Kenya’da eşini vahşi bir cinayet sonucu kaybeden bir diplomatın heyecanlı öyküsünü anlatan film ayın en iyilerinden.

Firewall
Gösterim Tarihi9 Haziran 2006
SenaryoJoe Forte
Görüntü YönetmeniMarco Pontecorvo
Yapım2006, ABD , 105 dk.
OyuncularHarrison Ford (Jack Stanfield) , Paul Bettany (Bill Cox) , Virginia Madsen (Beth Stanfield) , Mary Lynn Rajskub , Robert Patrick , Robert Forster , Alan Arkin , Jimmy Bennett (Andrew Stanfield) , Carly Schroeder (Sarah Stanfield)
Usta aktör Harrison Ford’un başrolünü oynadığı Firewall aksiyonla gerilimi harmanlıyor. Çalıştığı bankanın güvenlik sistemlerini yapan kahramanımızın ailesi bankayı soymak isteyenlerce kaçırılır. Kulağa çok bilindik gelen konu bakalım perdeye farklı yansıtılabilmiş mi diyelim ve filmin kötü adamının Paul Bettany olduğu bilgisiyle cümleyi bitirelim. (Bettany kim sorusuna cevabende Da Vinci Şşifresi’nin kötüsü Albino Silas diyelim!)

Bandidas
Gösterim Tarihi9 Haziran 2006
Görüntü YönetmeniThierry Arbogast
MüzikEric Serra
Yapım2006, Fransa / Meksika / ABD , 93 dk.
OyuncularPenélope Cruz (Maria Alvarez) , Salma Hayek (Sara Sandoval) , Steve Zahn (Quentin Cooke) , Dwight Yoakam (Tyler Jackson) , Denis Arndt (Ashe) , Audra Blaser (Clarissa) , Sam Shepard (Bill Buck)
Ayın eğlenceliği iki Latin güzeli bir araya getiren Bandidas. Meksika asıllı Salma Hayek ve İspanyol Penelope Cruz 1800’lü yılların Meksika’sında mecburen iki soyguncuya dönüşen kader kurbanlarını (!) canlandırıyorlar. Benim gibi “konuyu boş ver iki fıstığı izlemek yeter” diyenlerdenseniz 9 Haziran’da Bandidas sinemalarda .


Takeshi
Yönetmen: Takeshi Kitano
Senaryo: Takeshi Kitano
Görüntü Yönetmeni: Katsumi Yanagishima
Kurgu: Takeshi Kitano, Yoshinori Oota
Yapımcılar: Masayuki Mori, Takio Yoshida
Yapım: 2005, Japonya
Dil: Japonca
Süre: 108 dak.
Tür: Komedi, Drama
Oyuncular:
Takeshi Kitano (Beat Takeshi)
Kotomi Kyono (Beat's girlfriend)
Kayoko Kishimoto
Ren Osugi (Takeshi's Manager)
Susumu Terajima
Tetsu Watanabe
Akihiro Miwa
Naomasa Musaka
Kôichi Ueda
Tsutomu Takeshige
Kiyoshi Bîto
Junya Takaki
Shôgo Kimura
Kanji Tsuda
Makoto Ashikawa

İstanbul Film Festivali’nin tanıtıp sevdirdiği Japon sinemasının en ünlü ismi Takeshi Kitano’nun son festivalde gösterilen yeni filmi Takeshi bu ayın en ilginç filmi. İzleyiciden ilgi ve katılım bekleyen film, aynı fiziğe sahip aktör Takeshi ile bir kasiyer olan Kitano’nun karşılaşıp bir fantezinin içinde yol almalarının öyküsünü anlatıyor.


Thumbsucker – Başparmak
Yönetmen: Mike Mills
Senaryo: Mike Mills
Görüntü Yönetmeni: Joaquin Baca-Asay
Yapımcı: Bob Stephenson, Anthony Bregman, Ted Hope
Yönetici Yapımcı: Cathy Schulman, Bob Yari
Tür: Komedi, dram
Süre: 96 dk.
Oyuncular:

Lou Pucci (Justin Cobb), Tilda Swinton (Audrey Cobb),
Vincent D’Onofrio (Mike Cobb), Keanu Reeves (Perry Lyman),
Benjamin Bratt (Matt Schraam), Kelli Garner (Rebecca),
Vince Vaughn (Mr. Geary), Chase Offerle (Joel Cobb),
Yine İstanbul Film Festivali’nde gösterilen ve çok beğenilen Thumbsucker – Başparmak bol ödüllü bir Amerikan bağımsızı Sundance’den Jüri özel ödülü alan filmin genç başrol oyuncusu Lou Pucci Berlin en iyi erkek oyuncu ödülüyle dönmüştü. On yedi yaşında olan Justin’in çevreyle uyum sorunu vardır ve annesinin onu terk edeceği korkusuyla yaşamaktadır. Mike Mills’ın ilk filmi olan Başparmak’ta Keanu Reeves, Tilda Swinton, Vincent D’Dnofrio gibi sıkı isimler de yer alıyor. Kaçırmayın!

Domino
Gösterim Tarihi23 Haziran 2006
YönetmenTony Scott
Görüntü YönetmeniDaniel Mindel
Yapım2005, Fransa / ABD , 127 dk.
OyuncularKeira Knightley (Domino Harvey) , Mickey Rourke (Ed) , Edgar Ramirez (Choco) , Lucy Liu (Taryn Miles) , Mena Suvari (Kimmie) , Christopher Walken (Mark Heiss)
Tony Scott’un yönettiği ve başrolünü Keira Knightley’nin oynadığı Domino bir gerçek yaşam öyküsü. Mankenlik ile başladığı kariyerine kanun kaçaklarını yakalayıp ödül sahibi olmak gibi ilginç meslekle devam eden ve filmin çekimlerinden hemen sonra 35 yaşında ölen; ünlü oyuncu Laurance Harvey’nin kızı Domino Harvey’nin ilginç yaşamını anlatan filmde Mickey Rourke’ da yer alıyor. Kesinlikle sıra dışı bir yaşama tanıklık için!
MAYIS AYI FİLMLERİ

Meraklılarının sabırsızlıkla yolunu gözlediği ve gişe canavarına dönüşeceğine kesin gözüyle baktığımız iki film Görevimiz Tehlike 3 ve Da Vinci şifresi Mayıs ayının bombaları.


Görevimiz Tehlike
3 , 5 Mayıs’ta görevi tehlike olan ve reisinin Tom Cruise olduğu ajanlarımız bu kez kötü adamı oynayan Son Oscar’lı Philip Seymour Hoffman’dan dünyayı koruyacak. Ving Rhames, Laurance Fishburne, Michelle Monaghan, Jonathan Rhys Meyers gibi ünlüler eşlikte. Konu mu? Ne önemi var. Bol aksiyon, müthiş oyuncular ve şahane bir müzik. İşte GT3 !


Dünyayı kasıp kavuran Da Vinci şifresi ise 19 Mayıs’ta huzurlarınızda. Yine konusunu tüm dünyanın bildiği film Cannes Film Festivali’nin açılışını yaptığının ertesi günü ülkemiz dahil tam 70 ülkede vizyona giriyor. Tom Hanks ve Audrey Tautou’ya lan McKellen, Alfred Molina, Jean Reno gibi “baba” aktörler eşlik ediyor. Geçen yılın elden düşmeyen kitabı bu kez perdede, ne diyelim tabi ki kaçırmayacaksınız.


Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülü alan The Road to Guantanamo – Guantanamo Yolu sevdiğimiz yönetmen Michael Winterbottom’un en taze işi. Asistanı Mat Whitecross ile yönettiği ve belgesele yakın duran tarzıyla etkileyiciliği daha da artan film 11 Eylül’ün ardından El Kaide militanı oldukları gerekçesiyle tutuklanan dört İngiliz uyruklu Müslüman gencin yaşanmış hikayesini anlatıyor. Tutuklanarak Küba’daki ünlü Guantanamo hapishanesine gönderilen gençlerin burada yaşadıklarına odaklanan film, mutlaka görmeniz ve üzerinde düşünmeniz gereken bir belge aslında. Yaşadığı çağa tanıklık etmek isteyenlere


Denzel Washington, Clive Owen ve Jodie Foster’ı bir araya getiren Inside Man – İçerdeki Adam Afrika kökenli Amerikalı yönetmenlerin en hası Spike Lee imzasını taşıyor. Daha çok Afro-Amerikanların sorunlarına el atan filmleriyle tanıdığımız Lee’yi son olarak Edward Norton’lu 24 Saat’te izlemiş ve bir kez daha hayranı olmuştuk. Büyük bir banka soygunu sırasında yaşananları anlatan Inside Man yönetmeni ve şahane oyuncularıyla keyif ve heyecanla izlenen bir aksiyon.


İki adam bir otel barında tanışır. Hiçbir ortak özelliği olmayan bu iki adamdan biri kiralık katil, diğeri ise sıradan bir satıcıdır. Bu birbirine iki ayrı gezegen kadar uzak iki adamın dost olma (!) öykülerini anlatan The Matador-Matador başrolde oynayan üç oyuncunun varlığıyla müthiş keyif veren bir suç komedisi. Sondan bir önceki James Bond Pierce Brosnan (ki üzerine yapışan Bond kimliğini paramparça ediyor) ve Greg Kinnear iki kafadarı canlandırırken, günümüzün en iyi kadın oyuncularından Hope Davis (The Weather Man, Proof) onlara eşlik ediyor. Golden Globe’da Brosnan’a adaylık getiren filmin yönetmeni Richard Shepard


İki yıl önce Reconstruction – Yeniden Sev Beni adlı filmiyle keşfettiğimiz Danimarkalı yönetmen Christoffer Boe’nun ikinci filmi olan Allegro İstanbul Film Festivali’nin yarışma filmlerindendi. Doğduğu kente konser vermek üzere gelen ünlü bir piyanistin, geçmişi ve sevdiği kadınla ilgili sorgulamaları üzerine ilginç bir üslup denemesi olan film; sıra dışı işlere ilgi duyan izleyicilere. Danimarka sinemasının en ünlü erkek oyuncusu Ulrich Thomsen’e, yine aynı ülkeden dünyaya en güzel armağan olan şahane kadın Helena Christensen eşlik ediyor. Güzel mankenin ilk uzun metraj denemesi olan Allegro ayın en ilginç işi

Geçen ay düzenlenen İstanbul Film Festivali’nde galaları yapılan iki film bu ay vizyonda izleyici karşısına çıkıyor. Fransız sinemasının usta yönetmeni Bertrand Blier’nin son filmi Combien Tu M’aimes? – Beni Ne Kadar Çok Seviyorsun başrollerinde Monica Bellucci ve Gerard Depardieu’ nun olduğu bir komedi. Paris’te fahişelik yapan güzeller güzeli bir kadın olan Monica’ya reddedemeyeceği bir teklif yapılır.Lotodan büyük ikramiye kazanan Bernard güzel kadına onunla geçireceği her ay için 100 bin Euro ödeyecektir.Monica teklifi kabul eder ve olaylar başlar. İstanbul’a filminin galası için gelen Blier filmin ne üzere olduğu sorulunca “Monica Bellucci” cevabını vermişti. Doğru söze ne denir! Güzel oyuncuyu doya doya izlemek isteyenler kaçırmasın.



Yine festivalin gala filmlerinden The Merchant of Venice – Venedik Taciri görkemli kadrosuyla iştah kabartan bir Shakespeare uyarlaması. Ünlü yazarın sinemaya uyarlanmayan ender oyunlarından olan Venedik Taciri’ nde Al Pacino, Jeremy Irons ve Joseph Fiennes başrollerde Yahudi bir tefeciden borç para alan bir asilzadenin öyküsünü anlatan film görkemli kostüm ve dekorları ile de dikkat çekiyor. Postacı ve 1984 gibi filmleriyle tanıdığımız Michael Radford’un yönettiği film 16. yüzyıl Venedik’ ine keyifli bir yolculuk için birebir!


Geçen ay bolca örneğini izlediğimiz korku türünün bu ayki temsilcisi The Hills Have Eyes – Tepenin Gözleri. Alexandre Aja’nın yönettiği film çocuklarıyla seyahate çıkan bir polis dedektifi ve karısının bu yolculukta yaşayacağı korkulu anları anlatıyor. Wes Craven’in 1977 yapımı ünlü korku filminin yeniden çevirimi türün koşulsuz hayranlarına!

Festivalin bu yılki en önemli konuklarından olan Jeanne Moreau’nun da oyuncularından olduğu ve Moreau’nun katılımıyla ilk gösterimi festivalde yapılan Le Temps Qui Reste – Veda Vakti Mayıs’ın en iyi filmlerinden belki de en iyisi. 8 Kadın, Havuz, 5x2 gibi filmleriyle sevdiğimiz,günümüz Fransız sinemasının en iyi yönetmeni François Ozon’un şimdilik son filmi olan Veda Vakti; tedavisi mümkün olmayan bir tür kansere yakalanan genç ve başarılı moda fotoğrafçısı Romain’in sevdikleriyle veda ve hesaplaşma öyküsü. Başrolde oynayan Melvil Poupaud’nun müthiş oyunculuğuyla da etkisini arttıran film kaçırmamanız gereken minik başyapıt.


Ayın yerli filmi Kısık Ateşte 15 Dakika oyuncularıyla ilgi çeken bir Neco Çelik filmi. Metin Akpınar, Haluk Bilginer, Ata Demirer, Özkan Uğur gibi bir çok usta ismin yanı sıra Aysun Kayacı, Eyşan Özhim ve Hepsi gibi medyatik güzellerin yer aldığı filmin tamamı bir Fransız restoranında geçiyor. Mekanın sahipleri, çalışanları ve müşterileri arasında 1 günde yaşananları anlatan filme dair en ilginç olay ise yapımcı Fatih Aksoy’un açıklamaları oldu. Aksoy filmin yönetmeninin ortaya berbat bir iş çıkardığını açıkladı. Yapımcının filmi kötülemesine ilk kez rastladığımız için filmi daha bir merakla bekliyoruz.Sizi bilmem ben göreceğim !
NİSAN AYI FİLMLERİ

Joyeux Noel – Ateşkes

I.Dünya Savaşı’nda on metre uzaklıktaki cephelerde savaşan askerlerin, bir gün için bir araya gelme öyküsü. Bu 1 günlük ateşkesin nedeni ise yeni yılın karşılanacak olmasıdır. Bu sene En İyi Yabancı Film dalında Oscar adayı olan Joyeux Noel – Ateşkes yine aynı dalda Altın Küre ve BAFTA’ da da aday gösterilmişti. İstanbul Film Festivali’nin açılış filmi olan Ateşkes; Fransız ve Alman sinemasının genç ve gözde oyuncularından oluşan kadrosuyla da ilgi çekiyor. Gerçek hayatta karı-koca olan Diane Kruger (son olarak Troy’da uğruna savaş verilen Helen’i canlandırmıştı) ve Guillaume Cannet’e Daniel Brühl (Lavanta Kokulu Kadınlar ,Eğitmenler) eşlik ediyor. Fransız sinemasından bu yıl çıkan en iyi filmlerden olan Ateşkes ayın en iyilerinden.( 7 Nisan )

Entre Ses Mains – Hayatım Ellerinde


Söz Fransız sinemasından açılmışken bu ay vizyona girecek olan üç filmden daha bahsetmemiz gerekiyor. Yine İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Aşkın Dansı ve Hayatım Ellerinde ile birlikte Meleğim’de bu ay kaçırmamanız gerekenler listesini oluşturuyor.şu günlerde Zuhal Olcay’ın başrolünde tiyatro oyunu sahnelenen Nathalie filminin yönetmeni Anne Fontaine imzalı Entre Ses Mains – Hayatım Ellerinde yönetmeni tarafından romantik polisiye olarak adlandırılıyor.


30 yaşında bir sigorta şirketi çalışanı olan Claire küçük kızı ve kocasıyla sakin bir yaşam sürmektedir. Bu sakinlik bir hasar için başvuran Laurent’ın hayatına girmesiyle altüst olacaktır. Benoit Poelvoorde ile İsabelle Carre’ın başrolünde olduğu film “gizemli öyküler” den hoşlananlara!( 28 Nisan)

Je Ne Suis Pas La Pout Etre Aime – Aşkın Dansı

Je Ne Suis Pas La Pout Etre Aime – Aşkın Dansı ise tam tersine “romantik” izleyiciler için. Tango ile yakınlaşarak kendileri için bir çıkış yolu bulan orta yaşı geçmiş bir erkek ile genç bir kadının öyküsünü anlatan filmi Stephane Brije yönetiyor. Başrol oyuncuları Patrick Chesnais ile Anne Consigny.( 21 Nisan ) İki filmde İstanbul Film Festivali’nin Fransız Baharı bölümünde gösterildi ve beğeni topladı.

Mon Ange – Meleğim


Ünlü Fransız aktris – şarkıcı Vanessa Paradis’nin uzun bir aradan sonra sinemaya dönüş yaptığı Mon Ange – Meleğim’de esen Fransız rüzgarlarının sonucunda vizyona giriyor. Bir fahişe ile genç bir oğlan çocuğun aşk ve annelik duygularıyla karışan hikayesini anlatan filmi yazarlıktan yönetmenliğe geçen Serge Frydman’ın ilk filmi. Yakışıklı İspanyol oyuncu Eduardo Noriega’nın da rol aldığı film, Johnny Depp ile mutlu mesut iki çocuklu bir anneye dönüşen Paradis’yi özleyenlere! (21 Nisan)

Gen

Nisan ayının ayırt ediciliği Fransız filmleri olarak gözükse de korku – gerilim sinemasının biri yerli dördü yabancı örneği Nisan’ı “gerilim filmleri ayı”na dönüştürüyor,5 filmle gerilimciler mutlu bir ay geçireceğe benzer ! Doğa Rutkay’ın başrolünü oynadığı ayın yerli korkusu Gen bir akıl hastanesinde yaşanan cinayetleri anlatıyor. Filmin yönetmeni, şahan Gökbakar’ın 21 yaşındaki kardeşi Togan. Süprizlere açık seyircilere!( 7 Nisan)


When a Stranger Calls – Telefondaki Yabancı

Lara Croft, Con Air gibi aksiyonların yönetmeni Simon West imzalı When a Stranger Calls – Telefondaki Yabancı olumsuz eleştirilere rağmen gayet iyi gişe hasılatı ile dikkatleri çekmişti. Sadece türü severlere hitap eden film; “ıssız bir evde çocuk bakıcılığı yapan genç bir kızın” klişe öyküsü.( 14 Nisan)

Wolf Creek – Kurt Kapanı

Avustralya ve İngiltere’den gelen iki korku filmi bu yıl adından övgüyle söz ettirdi. Greg McLean imzalı Wolf Creek – Kurt Kapanı; üç üniversitelinin ıssız Avustralya çöllerindeki gerilimli dakikalarını( 7 Nisan);

The Descent – Cehenneme Bir Adım

Neil Marshall’ın yönettiği The Descent – Cehenneme Bir Adım altı kız arkadaşın iniş yapıp mahsur kaldıkları bir mağarada yaşadıkları kanlı macerayı anlatıyor. Korku filmlerinde ilk kez tüm oyuncuların kadınlardan oluşmasıyla dikkat çeken film yurt dışında olumlu eleştirilerle karşılandı.(21 Nisan) İki iyi korku filmi örneği. Seçim sizin!

Final Destination – Son Durak

Geçtiğimiz yıllarda izlediğimiz Final Destination – Son Durak’ın üçüncüsü de bu ay vizyonda. İlk iki bölümü severleri zaten kaçırmayacak. Uçak ve otoyoldan sonra Azrail bu kez lunaparkta kol geziyor! Filmi ilk filmi de yöneten James Wong kotarmış.(28 Nisan)

Inside Man – İçerdeki Adam

Denzel Washington, Clive Owen ve Jodie Foster’ı bir araya getiren Inside Man – İçerdeki Adam Afrika kökenli Amerikalı yönetmenlerin en hası Spike Lee imzasını taşıyor. Daha çok Afro-Amerikanların sorunlarına el atan filmleriyle tanıdığımız Lee’yi son olarak Edward Norton’lu 24 Saat’te izlemiş ve bir kez daha hayran olmuştuk. Büyük bir banka soygunu sırasında yaşananları anlatan Inside Man yönetmeni ve şahane oyuncularıyla kaçırılmaması gereken bir şölen. Bu kadro bir daha bir araya gelmez!( 28 Nisan )

Lucky Number Slevin – şanslı Slevin

Yine sıkı kadrosuyla dikkat çeken Lucky Number Slevin – şanslı Slevin talihsiz bir adam olan Slevin’in kendini çete savaşları arasında bulma öyküsü. Genç kuşağın gözde aktörü Josh Hartnett başrolde yer alırken Bruce Willis, Morgan Freeman, Ben Kingsley gibi “baba”lar ve güzeller güzeli Lucy Liu eşlikçiler.Yurt dışında beğeni toplayan film polisiye türünün severlerini daha bir keyiflendirecek.( 21 Nisan)

Ask the Dust – Aşk’a Sor

Ayın merak uyandıranı Ask the Dust – Aşk’a Sor; kült yazar John Fante’nın aynı adlı romanından uyarlandı. Chinatown gibi usta filmlerin senaryo yazarı Robert Towne’un yönettiği film 1930’ların Los Angeles’ında yolları kesişen genç bir kadın ile erkeğin aşk hikayesini anlatıyor. Colin Farrell ve Salma Hayek gibi iki “cazibe merkezi”nin başrollerini oynadığı film bu iki oyuncunun hatırına dahi izlenir.( 14 Nisan )